Ana Sayfa Kalemimden Animeler Kitaplar Mangalar Filmler Diziler Mimler

10 Aralık 2016 Cumartesi

Manga: Zekkyou Gakkyuu // Tegamibachi

Şu aralar korku öykülerine kendimi kaptırdım. Aslında benim için yeni bir uğraş olduğu da söylenemez zira genelde eski yapımları sevdiğimden geceleri ya 60'lar kuşağından gizem ve bilim-kurgu türevi filmler seyreder yahutta okuduğum polisiye kitabı bitirmeye çalışırdım şu saatlerde. Riv'in beş çayı hobisi de diyebiliriz benim amaçsız geçen zamanım için. Fakat son birkaç gündür bu uğraşı manga yönüne kaydırdım. Geçenlerde henüz taze bitirdiğim Zekkyou Gakkyuu (Scary Lessons), Korku Dersleri  olarak adlandırılan manga bana bir Twilight Zone ile Alfred Hitchcock Presents seyrediyormuşum hissiyatı adadı. Abartı gibi olmasın, çünkü beklenti yükseltip abartmayı sevmem ama baş ucu masalları veya kamp başında anlatılan korku hikâyelerini seviyorsanız Zekkyou Gakkyuu okurken keyif alacağınızı söyleyebilirim. 


Cilt sayısı: 20
Bölüm sayısı: 81
Tür: Korku, Doğaüstü, Shoujo
Hikâye/Çizim: Emi Ishikawa
Myanimelist Puanı: 7.97


Konusuna gelirsek: Seri başta bağımsız korku hikâyelerinden oluşuyormuş gibi dursa da, onuncu bölümle birlikte öykülerde bize eşlik eden bedenin alt kısmı bulunmayan sevimli hayalet kızımız Yomi'ye değinerek derinleşmeye başlar. Gerçek ismi Yumi olup zaman içerisinde Yomi olarak anılan hayalet kızımız okulda zorbalığa maruz kalan, bu nedenle hayatına son veren bir öğrencidir. Bunu da yine Yumi'nin öykülerinin birinde geçmişe yapılan yolculukta öğreniriz. Fakat Yumi zayıf bir karakter olarak karşımıza çıkmaz, aksine güçlü ve kararlı bir yapısı vardır. Aman Riv, kızcağız kendisini öldürmüş, güçlü olsa öldürür müydü sorusu var elbet. Mangayı okurken düşünmedim değil, lakin şu var ki Yumi'yle uzun zamandır uğraşıldığını görürüz, ve zaman içerisinde tek destekçisi Makoto adlı kız olur. Makoto'ya ise sınıftakiler Yumi'nin safında durursa onunla da uğraşacaklarını söyleseler dahi Makoto geri adım atmaz. Bunun sonucunda, kendisi de zorbalığa uğrar, Yumi'yse arkadaşının da aynı kaderi paylaşmaması için kendisiyle uğraşanlarla birlikte içinde bulunduğu sınıfı havaya uçurur ve hayatını yitirir.

Şimdi gelelim benim en sevdiğim noktaya, hikâye Yomi'nin çevresinde dönse de hayaletimiz bir nevi anlatıcı rolündeydi, bu sebeple beni okurken sıkmamıştı yine de manga ana olaydan kopmamış, bağımsız gibi görünen mini öykülerle içten içe Yomi'yi de arka plandan işlemeye devam etmişti. Böylece "bu kız neden daima okulda", "esrarengiz olayların sebebi ne" gibi ufak tefek hadiseler de zaman içerisinde ortaya çıkmıştı. Dediğim gibi, kısaca yer, yer ilginç, kimi anlarsa trajikomik hadiseleriyle bir Alacakaranlık Kuşa'ğı tadı almıştım seride. Fakat bu Yomi'nin tıpkı Alacakaranlık'ta ki arka safta öykü anlatan karizmatik sesli vatandaş rolünü üstlenmesinden değildi.
(hop; tüm okuyucularımızın dikkatine. Spoilerlı hava sahasına inmiş bulunuyoruz, lütfen dikkat ediniz. Sevgiler; kaptanınız Riv.)
Bu ucuz espriyi bir kenara savurup örnek verirsem, benim en sevdiğim bölümlerden bir tanesi olan 'Boyfirend Story' (Erkek arkadaş hikâyesi)'dir. Mei, normal bir öğrencidir ve çevresindeki arkadaşlarının çoğunun bir ilişkisi olması onu rahatsız eder. Bunun üzerine yakın arkadaşı Jun, bir telefon oyunu önerir. Başta sanaldan yarattığı hayali bir karakterle konuşmanın absürt olduğunu düşünen Mei dayanamaz ve eve gidince kendisine bir karakter oluşturur, böylelikle 'hayali' erkek arkadaşını yanı başında bulur. Bilmediği şeyse, aslında kendisinin de istenilen bir vakit tek tuşla programdan siline bilinecek bir hayali arkadaş olmasıdır.

Unutmadan serinin bir de live actionu ve üç -special- bölümlük (süreleri birer dakikalık) animesi bulunmaktadır. Live Action yönüne değinip bir fikir öne süremeyeceğim, zira anime yahut manga uyarlaması yapımlar beni her daim hayal kırıklığına uğrattığından seyrettiğim live action'lar bir elimin parmağını geçmemiştir. Yine de film izlemeyi seven arkadaşlar için not düşmek istedim. Gelelim benim favorilerim arasında olup okumaktan keyif aldığım başka bir mangaya. 'Bu kadar korku dersi yeter' diye konuyu sonlandırır Yomi rolünü üstlenen Riv. 


Cilt sayısı: 20
Bölüm sayısı: 100
Tür: Fantastik, Shounen, Macera, Yaşamdan Kesintiler, Doğaüstü
Hikâye/Çizim: Hiroyuki Asada
Myanimelist Puanı: 8
Diğer İsimi: Letter Bee

Konu: Ana hatlarıyla manga, Lag Seeing adında ufak bir çocuğun Mektup Arısı (postacı) olma hikâyesini anlatsa da, kurgu derinleştikçe distopik bir kent bizi karşılamaktadır. Daima karanlık olup yıldızlarla kuşatılmış bir gökyüzü ve onu donuk ışıltısıyla aydınlatmaya çalışan insan yapımı suni bir güneşle, sınıflara göre ayrılmış kasabalar; Amberground'un yapısını oluşturan birkaç etkenden birisidir. Gauche Suede, her zamanki gibi teslimatını yapmak üzere adrese gider ama, bu sefer onu karşılayan teslimat ne bir mektuptur, ne de bir paket. Onu karşılayan Lag adında ufak bir çocuk olmuştur. Yuusari'de Mektup Arısı olarak çalışan Gauche için durum şaşırtıcı da olsa, onun bir gayesi vardır, başkent Akatsuki'ye tayin edilip Baş Arı (şef) olabilmektir, böylece tekerlekli sandalyede mahkûm yaşayan ufak kız kardeşine daha iyi bir hayat koşulu sağlayabileceğini düşünür. 
Seri Gauche'nin Lag'ı varacakları adrese ulaştırması, bunun sonucunda da Lag'ın tıpkı Gauche gibi bir Mektup Arısı olmak istemesiyle başlar. Mektup Arı'ları postanın içeriğine bakmadan kendilerine adanmış her görevi yerine getiren teslimatçılardır ve sadece bir kişi Baş Arı makamına ulaşıp Başkent olan Akatsuki'ye varabilir. Akatsuki, suni güneşin merkezinde yer alıp en çok ışık gören, insanların refah içinde hayatlarını sürdürdükleri bir yer gibi görünse de, içten çok daha farklıdır ve buraya herkes girip çıkamaz, sadece belli başlı kişiler girebilir. 
Manga'dan Alıntılar:
'Tek kelime bile yazsan yeter.' -GaucheSuede.
'Anlayamıyorum! Her zaman, onları sevdiğiniz hâlde onlardan uzak durmaya devam ediyorsunuz. Mektuplar yazıyorsunuz ama onları göndermiyorsunuz! Onları alıyorsunuz ama okumuyorsunuz! Büyüdüğüm zaman anlarım mı?!' -Lag Seeing.
'Her şeyden önce, kalp önceliklidir. Kalp her şeyi yönetir ve her şey kalpten gelir.'-Hiroyuki Asada (Mangaka)
Riv'in Notları: Öncelikle distopik olayları sevdiğimden No 6 evreninde olduğu gibi bu seride de Başkent'in görüldüğü gibi olmaması, suni güneşin ışığının ulaşmadığı en dip kasabaların dışlanıp, hor görülmesi ve insanlar üzerinde yapılan deneyler (spoiler olur diye konuya fazla girmiyorum) benim ilgimi çeken ve sevdiğim kısımlarından birkaç tanesiydi. Karakterlerin birbirlerine olan bağlarını da sevdim, ben de sıcak bir izlenim bırakmışlardı. Lag'ın da bir çocuğa göre azimli ve kararlı oluşu da hoştu. Karakter hakkında tek sevmediğim, sanırım fazla sulu gözlü oluşuydu. Baccano'yu seyredenler bilir Jackuzzi karakterini. Adam mafyanın karşısına çıktığında bile bir yandan ağlıyor diğer yandan ateş etmişti. (Ah, Jackuzzi, senin o yönünü hiç unutmayacağım sanırım. Tüm her şeye rağmen severdim seni. Sevdiğin kızın yüzü yaralandı diye suratına dövme yaptırmıştın ya, diyecek söz bulamıyorum. Ehem, yazı Baccona'ya doğru yol mu alıyor ne?) Bu yönden acaba kardeşler mi bu ikisi, farklı serilere gitmişler demiştim bir ara.

Bu arada 'ben fazla manga okumam, anime insanıyım. Açayım bir yirmi dakika oyalanayım' diyenlerdenseniz, serinin toplam 50 bölümden oluşan Tegamibachi ve Tegamibachi Reverse adıyla iki sezonluk her sezonu 25 bölümden oluşan animesi de bulunmaktadır. Animenin ben de bıraktığı tek eksi izlenim Pandora Hearts gibi yine sonun yarım bırakılmasıydı. Anlayacağınız devamı için manganın peşine düşmek farz. 

Çenebazlığımı daha fazla uzatmadan serinin dinlerken pek hoşuma giden endingi de koyar kaçarım. 


Not: Bu arada, anımsayan belki çıkar. Geçtiğimiz Ocak ayında bir çekiliş düzenlemiş, o  zamanda yapabilirsem yıl başında tekrar yapmayı plandığımdan söz etmiştim. İşte onu yeniden yapıyorum. Hatta şu vakte kadar mesaj atan tüm arkadaşları katıldı belledim, çekilişlerde şartı şurtu aramadığımdan söz etmemiştim geçen yazımda, fakat Ocak ayı başı gibi sonucu açıklayacağımdan: "Aa Riv, çekiliş mi yapıyordun. Ne ara?" denmesin diye not etmek istedim. Kendinize iyi bakın. :)

20 yorum:

  1. Riv sen manga yorumu yapinca içime bir hüzün kapladı . geçen ki önerdiğin vanitas no carte ben hala 9. Bolumundeyim okuyamadim okullar acildiktan sonra onu hatirladim 😢
    Simdi de bu mangalar ...
    Yine onlarida okuyamaz isem diye korkuyorum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Ara yıl tatilinde bol, bol okursun umarım Esra'm. Zaten fazla bölüm kaçırmış sayılmazsın, şu an 12. bölümü çıktı. Bölüm birikse de, dert etmeyesin. Sakin kafayla, rahat, rahat okumak en güzeli. ^^ Hem manga dediğin bir çırpıda biten bir şey. Dayansam ben de bölümleri biriktirip toplu okuyacağım, fakat bu konuda kötüyüm.

      Sil
  2. Bayılırım. Mutlaka okuyacağım. Önerin için çok teşekkür ederim :) Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa sevindim, benim de çok hoşuma gider zira bu tarz öyküler. Ondan yer edindirmek istedim.
      iyi okumalar dilerim şimdiden. :)

      Sil
  3. River, korku hikayelerini seviyorum. "Kendi içinde var olan mantığına" ters düşmeyen distopyalar da bana hep keyif vermiştir. Benim için güzel öneri alternatifleri oldular. Şu elimde resmen can çekişen Yerdeniz öykülerini bitirebilirsem, ilk iş bunlara bakacağım. Ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen benim kütüphanemde can çekişen kitapları görsen... Hepsi maymun iştahlılığımın eseri Blana'm. Birine başlıyorum, ardından gözüm başka birine takılıyor. Bir de kimileri seri kitap olduğundan unutuyorum da aradan vakit geçince. Yine de öyle böyle bitiyorlar elimdekiler. Başlarsın bir ara insanın kafasının rahat olup okuması ayrı keyifli. ^^

      Sil
  4. ne güzel bu yazın. hani demiştim ya sevdiklerin diye onun için mi yazdın bunu. du bu yazdıklarını izlerim de sen hitchock presents izlemişsin ben de izledim ya onu amerikan tv si eski dizilerindenmiş diy mi, tıvalayt zon gibi :) şeyi izledin mi dur battlestar galactica. ayrıca dur yaa 60 lar bilimkurgu filan ha ohooo neler var de mi ya eski polisiyeler de okuyon mu ha haaa bunlar çok benziyo bak bana ama senin şu anime manga yönün çok güçlü dur burda yazdıklarına bakarım, zekkuyu gakkuyu, hah haaa sende her ley var diyom bak şeyleri de biliyon muuu, barbarella filan :) bu yazını not aldım bakacak incelemeye alıcam, bi de liste unutma bak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Onu yazmadımm deep, yazacağım, fakat bu yazıma da senin vesilen olmadı da değil. Manga yönünden ele alayım dedim. Bu hafta oldukça yoğun geçtiğinden kursum haricinde de, fazla vakit ayıramadım bir türlü kendime. Yıldız savaşlarını severeks eyretmiştim, hatta ondan sonra Stargate, Firefly'e falan kaptırmıştım. Maraton tarzı izleyince eğlenceli geliyor. Hani bir ara blogunda polisiye kitaplar koymuştun ya, işte geçenlerde yaptığım alışverişte onlar arasından gözüme kestirdiğim ikisini aldım. Şu an Piraye Şengel'in ay çöreği var elimde, bitince öbürüne de başlamayı hedefliyorum, dedektif ruh halimden çıkmazsam. :)

      Sil
  5. Oleeey japon anime manga sever bulduuuum!Deep'in tavsiyesi ile geldim buralara sevgili River,anime manga,Japonya seven biri var bak dedi.Burası çok güzeeel!Bana da uğra olur mu?Müzik grubundan animeye Japonya ile ilgili paylaşımlar var.Tanıştığıma memnun oldum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Koştum, gittim, uğradım. Hatta BTS'nin parçalarından koymuşsun, epeydir dinlemeyince açtım, şu an onu dinliyorum. :)
      Yalnız blogunun yan kısmında favori animelerinden birisini görünce açıp yeniden izleyesim geldi. Umarım sen de seversin Steins Gate'i, beni oldukça derinden etkilemişti.

      Sil
  6. Riv, sen manga veya anime yorumu yapınca hemen okumak/izlemek istiyorum, oysaki finallerim geldi çattı :/ Kendimi durdurmam lazım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygularımız demek karşılıklı Salıncak. :D
      Sen de ne ara bir kitap tanıtsan o kadar hoşuma gidiyor ki, aklımın ucunda olmasa bile ilgimi çekiyor. Dilerim finallerin iyi geçer. ^^

      Sil
  7. Güzel ve Akıcı yazınız için teşekkür ederim, blogumu izlemeye alırsanız sevinirim... https://hastaliktakip.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki yeni bloglar keşfetmek her daim güzel, ben de güzel yorumun için teşekkür ederim. ^^

      Sil
  8. Öyle güzel anlatmışsın ki gerçekten merak ettim :)

    Korku türü film izlemeye bayılırım
    özellikle bir sene öncesine kadar sürekli izlediğim film türü diyebilirim.

    ama artık eskisi kadar fazla izleyemiyorum yaş ilerledikçe bünyem kaldırmıyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annem de bana hep 'gençken çok korku filmi seyrederdim, senin gibi aksiyon, gizem türüne bayılırdım. Teyzenler "nasıl seyrediyorsun" diye sorarlardı' diyor ne ara bir film açsam yahut kitap önersem. Geçen yıla kadar deyince şaşırdım Esma, fakat dediğin gibi insanın zevkleri anında değişiveriyor. Bunu kendimden de biliyorum. :D

      Sil
  9. Ay hiç benlik değil ben hemen korkarım ya :D Birde bu asyalılar neden bu kadar bu okulda zorbalık şeyine takıklar acep , gerçekten de var demek ki bu kadar konu üzerinde duruluyor .
    İkincisini konusu ilgimi çekti , animeside varmış not aldım onu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha onu ben de düşünüyorum Saliha. :D Aklımdan geçmedi değil, çünkü ilk defa karşılaşmıyorum izlediğim ve okuduğum yapımlarda şu okuldaki zorbalık faslına. İnsan umarım sadece kurgusaldır demiyor değil, aynı yahut benzer bir hadisenin gerçek hayatta patlak verip bir başkasının başına geldiğini düşününce.
      Dilerim okurken/izlerken keyifli vakit geçirirsin. ^^

      Sil
  10. Merhaba :) Blogunuzu yeni keşfettim ve hemen katıldım. Sizide bloguma beklerim www.nurundelidolublogu.tk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin Nur, ben de koşarak ziyaret ettim. ^^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım : Merve Canbaz